7 Kasım 2010 Pazar

Pus

Akşamın hüznü çöktü üzerime. Titremeye başladı bedenim beraberinde. Aklımda eski aşklarım, eski arkadaşlıklarım.. İstemesem de hatırlatıyor puslu hava.

Hiçbir şey yok gökyüzünde. Tek bir yıldız bile.. Sadece arada bir geçen uçakların ışığını görüyorum, birde karanlıkta yönünü bulmaya çalışan kuşların kanatlarını. Pusun içinden geçmeye çalışıyorlar. Bende onlar gibiyim sanki.. Öyle bir sis var ki.. Göremiyorum.. Oysa ki hep görürdüm. Bazen sevdim, bazen sevmedim ama hep gördüm. Kendim gibi sandıklarım, kendim gibi sanmadıklarım. Ne fark eder ki, zaten yoklar. Olsalardı belki titremezdim böyle. Ellerim, ayaklarım, kalbim.. Sarsılmazdı böyle..

Sisin kalkmasını, pusun dağılmasını bekliyorum şimdi.. Sabırla, umutla..

Uzandım, battaniyemi çektim üzerime.. Karanlık gökyüzü..

Üşüyorum..

Kahve ve Pipo

Bir uçak geçiyor ve her zaman olduğu gibi onunla birlikte gidiyorum.

Masmavi bugün gökyüzü, hava tertemiz kokuyor. Daha az önce kahvemi yaptım, sıcaklığı üzerinde. Elimde fincanımla odama girdim. Açık olan penceremden güneş girmiş içeri, apaydınlık. Pazar gününün hafif dağınıklığı var ortada. Bilgisayarımın yanındaki sandalyeye oturdum, fincanı masaya koyup pipoma Captain Black tütünü koymaya başladım. Serin hava bedenimin açık yerlerine temas edip biraz üşüttü beni. Aldırmadan bir kibrit alıp pipoyu ateşledim ve dışarıyı seyre koyuldum.

Tavandan yere kadar camdı oturduğum yer. Yüksek binaların arasından deniz ve gökyüzü hakim. Sıcacık kahvem yanımda, pipomu içiyorum, pencereden giren havanın serinliğini bastırıyor düşüncelerimin rağatlığı.. Come away with me çalıyor. Şömineme koyduğum odunların çıtırtısı karışır şarkının piyanosuna. Güzel bir kahvaltının ardından gelen Pazar miskinliği esir almış, tüm benliğime işler ve ben yine bakarım parlak gökyüzüne. Tütün bitmek üzereyken duyarım şarkının son sözlerini.. Come away with me with a kiss.. Bir martı süzülür o anda.. Kanatlarından çıkan rüzgarın sesini duyar gibi olurum.

Bir uçak geçti ve her zaman olduğu gibi onunla birlikte gittim..